Erkeklerde Cinsel Estetik

Yazan: admin 28 Kasım 2009 Cumartesi  
Kategori: Cinsellik

Penis büyütme estetik ameliyatı nasıl yapılıyor?

Prof.Dr. Halim Hattat: Uygulanabilen bir çok yöntem var. Operasyon öncesi kişiye, ne kadar uzunluğa ya da kalınlaşmaya sahip olabileceği anlatılır.

Ameliyatla iki-üç cm. uzama elde edebiliyoruz. Sonrasında dokunun yeniden büzüşmesini engellemek için ağırlık egzersizleri yanında kalça bölgesinden alınan yağ dokusu ya da suni dokular kullanılıyor.

Yüzde yüz kalın hale getirebiliyoruz. Yine de mümkün olduğunca müdahaleden kaçınmak gerekir. Sertleşme problemi olan kişilerde çeşitli tiplerde penil protezler kullanılarak sertleşme problemi giderilir.

Erkekler neden cinsel estetik ihtiyacı duyuyor?

Prof.Dr.Halim Hattat: Erkeklerin bu konuya çok önem vermelerinin sebebi, bunu bir erkeklik, güç ve cinsellik simgesi olarak görmeleridir.

Özellikle cinsel deneyimleri sırasında yaşadıkları kötü bir anıdan etkilenmiş kişilerde bu durum bir takıntıya dönüşebiliyor. Kadının daha çok uyarılacağı ve tatmin olacağı zannediliyor. Bu yönüyle doğru olanı öğrenebilmek için uzman bir doktor ile görüşülmesi gerekmektedir.

Uygun olan vakalarda penis büyütme operasyonları gayet mantıklı ve uygulanan bir yöntemdir. Biz bu operasyona karar vermeden önce kişilerin psikolojik ve fizyolojik koşullarını inceliyoruz. Karar verilip operasyon uygulanan hastalar sonuçlardan son derece memnun kalıyor.

Hangi meyveyi ne zaman tüketelim?

Yazan: admin 25 Kasım 2009 Çarşamba  
Kategori: Sağlık

Tüm taze meyve suları sağlıklıdır. Miktarını ve zamanını doğru seçmeniz şartıyla. “Tam mevsimi” diyerek, fazla portakal suyu içmenin bedeli çok ağır olabilir.

PROF. DR. İBRAHiM SARAÇOĞLU

Her mevsimin kendine özgü meyveleri vardır. Her meyveyi ve sebzeyi yetiştiği mevsimde tüketmek gerekir. Eskiden ‘turfanda’ diye bir kavram vardı. Artık insanlar, ‘turfanda’nın anlamını unuttu. Günümüz insanı dört mevsim dilediği meyveyi, sebzeyi bulabiliyor. Gençler, meyvenin veya sebzenin yetiştiği doğal mevsim dönemini bilmiyor. Hiç düşündünüz mü? Dut, neden bir kış meyvesi değil de, bir yaz meyvesidir? Eğer bu sorunun cevabını verebilirsek, beslenmede neden doğal mevsiminde yetişmiş ürünü tercih etmemiz gerektiğini anlamış oluruz. Bundan sonraki yazılarımda bu konuya açıklık getirmeye çalışacağım. Hemen her konuşmamda vurgularım. Doğa asla çöp üretmez. Ne kirazın sapı ne dalından düşen bir çınar yaprağı çöp değildir. Eğer, doğanın ürettiği bir şeye ‘çöp’ diyorsak, bilmeliyiz ki o konuda henüz ilmimiz yetersizdir. Burun kıvırdığımız her şey araştırılıp insanın hizmetine sunulmalıdır. Hiçbir şey sebepsiz yaratılmamıştır. İşte kışa girerken bizleri selamlayan en önemli meyvelerden bazıları. Nar, portakal, elma, greyfrut, armut ve ayva.

PORTAKAL
Şikayetlerimizin portakaldan kaynaklanabileceği aklımızın ucundan geçmez. Çünkü, sağlıklı beslenmede özellikle önerilen bir meyvedir. Zengin C vitamini deposudur. Lifli yapısından dolayı bağırsak florası için faydalıdır. Portakalın kabuklarını sobanın üzerine koyarsanız tüm mekanı hoş bir koku kaplar. Kabukları kalın Yafa portakalından mükemmel reçel yapabilirsiniz. Az sulu Yafa portakalı, ocak ayının sonunda pazarlarda görünmeye başlar. Dalında uzun müddet bekleyebildiği için, biraz suyunu çeker, selüloz ve lignin oranı yükselmeye başlar. Damak tadına en uygun zamanıdır. Ben buzdolabında 1-2 ay bekletir öyle tüketirim. Kabuklarından reçel yaparım. Yafa portakalının taze sıkılmış suyunu sabahları aç karnına tüketirseniz, öğlene doğru hafif baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk hissedersiniz. Bazıları sağlıklı beslenme adına, akşamları taze sıkılmış portakal suyu içerler. Geç saatlerde içilen portakal suyu, sizi uykusuz bırakabilir. Hipoglysemi (Kan şekeri düşmesi) şikayetiniz varsa, portakal suyunda gayet ölçülü olun. Taşikardi (Kalbin hızlı atması) probleminiz varsa, portakal suyundan uzak durun. Fazlaca içtiğiniz günlerde kalp atışlarınızın yükseldiğini kendiniz de gözlemleyebilirsiniz.
“Peki, hiç mi portakal suyu içmeyeceğiz?” Tabii ki içeceğiz. Ama ölçüsünü ve zamanını bilerek. Portakal ve greyfurt suyu, aç karnına içilmemelidir. Kahvaltıya başlayıp, en az bir dilim ekmeğinizi tükettikten sonra veya kahvaltı sırasında en fazla bir bardak (150-250 ml) içilmelidir. Ve günde birbuçuk bardağı geçmemek şartıyla yemek arasında veya hemen yemeğin üzerine içilebilir. Bradikard (Kalbin yavaş atması) şikayeti olanlar, günde 2-3 bardak taze sıkılmış portakal suyu içebilirler.

NAR
Her meyve ve sebze gibi amaca uygun olarak doğru kullanıldığında birçok derde devadır. Taze sıkılmış mayhoş nar suyu, yüksek tansiyon rahatsızlığı olanlara iyi bir yardımcıdır. Genel bir kural olmasa da, yüksek tansiyon şikayeti yeni başlayanlar, birkaç hafta içerisinde tedavi olmadıkları takdirde hipertansiyon kalıcı olabilmektedir. Özellikle, yüksek tansiyon şikayeti yeni başlayanlara günde iki bardak nar suyu içmelerini tavsiye ederim. Öğleden önce ve öğleden sonra boş mideye içilmelidir.
Tansiyon düşüklüğü olanların nar suyundan uzak durmalarını öneririm. Zaten nar suyu içerlerse, en geç yarım saat sonra kendilerini yorgun ve bitkin hissedeceklerdir. “Doğal besleniyorum, taze meyve suyu içiyorum. Beni kesinlikle olumsuz etkilemez” diye düşünenler, hata yaparlar.

ELMA
Sağlıklı yaşamın en mükemmel meyvesidir. Her yaş grubu, rahatlıkla tüketebilir. Japonlar’ın ve Avrupalılar’ın vazgeçilmezidir. Şişkinlik problemi olanlar, mayhoş elma tercih etmeli. Amasya elması, Anadolu topraklarının tatlı ve ayrıcalıklı nimetidir. Ona iyi sahip çıkmalıyız. Alışverişlerimizde öncelikle onu tercih etmeliyiz. Yanlış aşılamalarla kaybolmasına asla izin vermemeliyiz. Elma, insanlığın varoluşu kadar eskidir. Tıpkı, zeytin ve incir gibi. Ancak, elmanın hangi cinsi olursa olsun tüketilirken (taze sıkılmış elma suyu dahil) dikkatli olunması gerekir. Eğer, chron (ülseratif kolit ve kronik ishal) şikayetiniz varsa, elmadan uzak durun. Herhangi bir nedenle geçici ishal yaşıyorsanız, hem elmadan hem elma suyundan, cinsi ne olursa olsun uzak durun.

AYVA
‘Kabızlık yapar’ diye bilinir. Bu kısmen doğrudur. Ancak, ayva doğru tüketildiğinde, kalbi kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, hemoroid oluşumuna ve kabızlığa engel olur. Bunun için orta boy bir ayvayı, soymadan dörde bölerek (çekirdekleri hariç) iki bardak suda en fazla 2-3 dakika haşlayın. Haşlama suyuyla beraber ılık olarak tüketin.

TRABZON?HURMASI
Mide ülseri, gastrit veya onikiparmak bağırsağı iltihaplamasına bağlı şikâyetleriniz mi var? Veya bağırsak floranızın sağlıksız olduğunu mu hissediyorsunuz? Şu sıralar tam mevsimi! Günde iki kez boş mideye tüketilecek (öğleden önce ve sonra) Trabzon hurması bu konuda imdadınıza yetişecektir. Kış mevsiminin geniş yapraklı sebzeleri (ıspanak, lahana gibi) güneşi yeteri kadar görmediklerinden, topraktan aldıkları azotu, nitrat olarak fazlaca depolarlar. Nitratın fazlası bağırsaklarda bulunan bazı bakteriler tarafından ‘nitrozamin’e dönüştürülür. Nitrozamin, kolon kanseri riskini artıran bir faktördür. Bu mevsimde tüketeceğiniz Trabzon hurması (kaki, cennet meyvesi, cennet hurması) bağırsaklarda oluşan nitrozamin maddesinin, zararsız hale getirilmesinde mükemmel bir yardımcıdır.

Tatlı meyveyi ekmekle yiyin
Genel bir kural olmasa da, üzüm, portakal, şeftali gibi tatlı meyveler, kan şekerinin hızlı yükselmesine ve hızlı düşmesine neden olabilmektedir. Beraberinde tüketeceğiniz bir dilim ekmek, iniş çıkışa büyük oranda engel olur. Ben genelde tatlı meyveleri, bir-iki dilim ekmekle yerim. Kızarmış ekmek tercihimdir.

DİŞ ETİ İLTİHABI

Bazı sebze ve meyveler, belli organlar ve dokular üzerinde daha etkilidir. Adeta o organa veya dokuya tercihli olarak yönelirler. Nar suyu, diş ve diş eti iltihaplarına ve böbrek enfeksiyonlarına karşı daha fazla etkilidir. Nar tanelerini ayırıp sadece tanelerini sıkmak yeterli değildir. En etkili şekilde yararlanmak için narı bıçakla ortadan kesip, sıkma makinesinde sıkmalısınız. Çünkü antibakteriyel, antiseptik ve antiinflamatuvar etkili maddeler, nar tanelerinin bağlı olduğu etli kısmında daha bol bulunur. Tarif ettiğim gibi sıkıldığında, narın iç duvarlarındaki etkin maddeler (chlorine, casuariin, betulinic asit ve beta-sitosterol) nar suyuna karışmaktadır. Diş eti iltihaplarına karşı uygulama şekli, günde iki-üç kez birer çay bardağı nar suyunu, ağızda bekleterek yudum yudum içmektir.

Dansın imparatorları İstanbul’u fethetti

Yazan: admin 25 Kasım 2009 Çarşamba  
Kategori: Magazin

Rusya’nın ünlü koreografı Alla Duhova tarafından kurulan dünyaca ünlü “Modern Dans İmparatorluğu Todes”, TİM Maslak Show Center’da 3 muhteşem gösteri sergiledi.

Todes grubu, şovları ile İstanbulluları büyüledi. Cuma, cumartesi ve pazar günü sahne alan grubun gösterisini izlemek için Tim Maslak Show Center’ı hınca hınç dolduran İstanbullu sanatseverler, Todes’e hayran kaldılar.Üç gösteriyi 4500 kişi izledi. Gösteriyi izlemeye gelen ünlüler arasında bulunan Kadir İnanır sevgilisi Julide Kural, Yılmaz Ulusoy, Hıncal Uluç, Ali Kırca, Tan Sağtürk, Gülben Ergen ve eşi Mustafa Erdoğan Todes’e hayran kaldıklarını söylediler.

‘7 Kocalı’nın seyirci sayısı belli değil!

Yazan: admin 25 Kasım 2009 Çarşamba  
Kategori: Magazin

Başrolünü Nurgül Yeşilçay’ın oynadığı “7 Kocalı Hürmüz” filmi, geçen cuma “Yeni Ay”, “Kurtlar Vadisi Gladio” ve “Köfte Yağmuru” filmleriyle gösterime girdi.

Diğer üç filmin gişesi açıklanmasına rağmen filmin gişesi dağıtımcı şirket Cinegroup tarafından gizleniyor. Yetkililer, bilgisayarlarında arıza oluştuğu için gişe rakamını bayram sonrası açıklayacaklarını söyledi. Açılış rakamının gizli tutulması, beklenen seyirci rakamının da çok altında bir seyirciye ulaşıldığı iddiasını gündeme getirdi.

MİT ‘Karargâh Evlerini’ 2007 yılında bildirmiş

Yazan: admin 25 Kasım 2009 Çarşamba  
Kategori: Güncel Haberler

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Ergenekon davasını gören İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda, 2007 yılında İşçi Partisi/Karargâh Evleri’yle ilgili bilgilerin muvazzaf askerlerle ilgili önemli iddialar içermesi nedeniyle “teyidi beklenmeden” MİT Müsteşarı tarafından dönemin Başbakanı ve Genelkurmay Başkanı’na elden sunulduğunu bildirdi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Cengiz Köylü’nün talebi doğrultusunda “İP/Karargâh Evleri” konusunda herhangi bir duyum haber, bilgi ve soruşturma olup olmadığının, varsa bu sanıkla ilgisinin sorulması ve buna ilişkin belgelerin celbi için Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’na ve MİT Müsteşarlığı’na yazılan yazılara cevap verildi

Aşıya izin veren aileleri tebrik etmek lazım

Yazan: admin 25 Kasım 2009 Çarşamba  
Kategori: Güncel Haberler

Prof. Dr. Hande Harmancı, Türkiye’de okul çocuklarının aşılanması konusunda ailelerin gösterdiği çekinceyle ilgili olarak, “Sınıfında aşı olacak bir veya iki çocuk en şanslı çocuklar olacak. Çünkü doğruyu yapıyorlar” dedi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Global İnfluenza Programı Pandemi Hazırlık Koordinatörü Prof. Dr. Hande Harmancı, hafta sonu geldiği İstanbul’da, yakın çevresinden taksi şoförüne kadar pek çok kişinin soru yağmuruna uğramış. “Birkaç gün önce WHO, tüm dünyada 65 milyon doz aşı uygulandığını, beklenenin dışında hiçbir yan etki görülmediğini açıkladı” diyen Harmancı, “Hatta beklenenden daha düşük bir yan etki profili var” diye ekliyor.

‘Çok güvenli bir aşı’
Harmancı, çocukların aşılanmasıyla ilgili olarak da şöyle konuşuyor: “Çocuklarımızı korumak istiyorsak aşı yaptıralım, çünkü bu aşı çok güvenli bir aşı. Hiç bu kadar korku ve önyargıyı hak etmiyor. Çocuklarımızı bu güvenli aşıdan nasıl mahrum edebiliyoruz?
Aşıya bağlı felçten korkuluyor. Hastalığın yan etkisi olarak Guillain Barre Sendromu’na yakalanma riski aşıya bağlı oluşabilecek riskten daha fazla.”

‘Vatandaş inanmıyor’
Tüm açıklananlara rağmen Türkiye’deki anne babaların çocuklarına aşı yaptırma konusunda tereddüt yaşamasının kendisini üzdüğünü belirten Harmancı, şunları söyledi:
“Bütün bu veriler, elde ettiğimiz tüm gerçekler bunu gösterirken demek ki gerçeklerin halk tarafından kabul edilmesinde bir sorun var. Bu da bizim alanımızın dışına çıkıyor. Vatandaş söylenenleri neden duymuyor, niye inanmıyor, bu psikoloji, sosyal psikolojinin alanına giriyor. Bu benim üzüldüğüm nokta. Oysa aşılar hakikaten çok güvenli.”
Pek çok kişinin aşı yaptırmak yerine antiviral ilaçları evinde stoklamaya gitmesine de son derece karşı olduğunu ifade eden Harmancı, şöyle diyor: “WHO, en baştan beri koruyucu olarak antiviral ilaçların alınmasını önermiyor. Zaten bu ilaçların dünyada belli bir üretim kapasitesi var. 15 kutu evde stokladınız ama hasta olmadınız diyelim. O ilaçları ihtiyacı olan 15 kişinin kullanımına sokmamış oluyorsunuz. Bunun vicdani sorumluluğunu çekmez mi insan?

‘Direnç gelişiyor’
En önemlisi bu ilaçlar koruyucu olarak kullanıldığı takdirde direnç geliştirme riski artıyor. Şu an elimizdeki en güçlü iki ilaca direnç gelişirse hastalığa karşı ne kullanacağız?”

Az öpüşerek bayramlaşın
Yaklaşan bayram nedeniyle hastalığın Türkiye’de artacağı endişesi taşıyan Harmancı, bu yıl bayram ziyaretlerinin kısıtlı tutulmasını ve az öpüşerek bayramlaşılmasını önerdi. Harmancı, pek çok kişinin “Hastalık gerçekten bu kadar önemli mi?” diye sorduğunu belirterek, “Çok önemli çünkü çocuklar ölüyor, hamileler ölüyor, altta yatan bir hastalığı olmayan genç insanlar ölüyor” diye konuştu.

Hamilelerde risk 4-5 kat fazla
Türkiye’ye gelince en çok hamilelerin aşı olalım mı olmayalım mı, sorularıyla karşılaştığını belirten Harmancı, “Hamilelerde 4 – 5 kat daha fazla ağır hastalık riski var. Bugüne kadar uygulanan aşılarda beklenmedik bir yan etkiye rastlanmadı. Anne ve bebek için risk yok. Şüphe olmayan güvenli bir yöntemin karşısında öldüren bir hastalık var. Bu ikisi arasında hangisini seçeyim diye soru sormak çok yerinde değil. Hamilelerin aşı olmasında fayda var” dedi.

Doğa Artık İnsana Dayanamıyor

Yazan: admin 24 Kasım 2009 Salı  
Kategori: Güncel Haberler

Yeryüzü, İnsanoğlunun Neden Olduğu Çevresel Etkiye Dayanma Gücünü Gittikçe Kaybediyor.

Yeryüzünün, insanoğlunun neden olduğu çevresel etkiye dayanma gücünün gittikçe daha da azaldığı, yeryüzünün insanların bir yılda tükettiği kaynakları yeniden geri kazanması için 18 ay gerektiği bildirildi.

Merkezi Kaliforniya’daki Oakland’da bulunan Global Footprint Network adlı özel bir çevreci grubun yaptığı ve sonuçları bugün yayımlanan araştırmada, 100 kadar ülkeden toplanan verilerin insanoğlunun kaynakları tüketme ve karbondioksit üretme hızının, doğanın üretme ve soğurabilme hızından yüzde 44 daha fazla olduğu ortaya konuldu.

Ülkeler arasında kişi başı iklime etki etme oranlarında büyük farklılıklar bulunduğu belirtilen araştırmada yapılan hesaplamalar, dünyadaki insanların ortalama bir Amerikalı gibi yaşaması durumunda, tüketilen enerji ve gıda kaynaklarının üretimi ile karbondioksit salımının emilmesi için benzer beş gezegen daha gerekeceği, dünyadaki tüketim oranlarının ortalama bir Avrupalınınki gibi olması durumunda ise bunun iki buçuk gezegen olacağını ortaya çıkardı.

Araştırmacılar, başta iklim değişikliği olmak üzere, ormansızlaştırma, balık avlama alanlarının azalması, tatlı suyun aşırı tüketimi gibi, günümüzde karşı karşıya bulunulan tehditlerin alarm verici bir eğilimin belirtileri olduğunu ifade etti.

BM ve çeşitli hükümetlerin istatistikleri gibi birçok kaynaktan gelen bu verilerin, 2005-2006′da insanoğlunun çevreye etkisinin bir önceki döneme göre yaklaşık yüzde 2 oranında arttığını gösterdiği, bu artışın hem nüfus artışı hem doğal kaynakların kişi başı tüketiminden kaynaklandığı belirtildi.

Araştırmada, on yılda insanoğlunun doğaya etkisinin yüzde 22 oranında arttığı, buna karşın biyolojik kapasitenin, doğanın üretebildiği kaynak miktarının sabit kaldığı ve hatta azalmış olabileceği ortaya kondu.

Bu kaygı verici rakamlara rağmen bu yörüngeyi düzeltme olanaklarının mevcut olduğunu söyleyen Global Footprint Network başkanı Mathis Wackernagel, Kopenhag’da düzenlenecek BM iklim zirvesine atıfta bulunarak, bu durumun, kaynakların gittikçe sınırlı hale geldiği bir dünyada başarılı olmak için beklemeksizin harekete geçilmesinin tüm ülkelerin çıkarına olduğunu gösterdiğini söyledi.

MEB 2009-2010 eğitim yılı sınav takvimini açıkladı

Yazan: admin 24 Kasım 2009 Salı  
Kategori: Eğitim Öğretim

Milli Eğitim Bakanlığı 2009-2010 sınav takvimini belirledi. Sınav maratonu Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ile start alacak. Seviye Belirleme Sınavı (SBS), ilköğretim 6. sınıf öğrencileri için 12 Haziran’da yapılırken, ilköğretim 7. sınıf öğrencileri için 6 Haziran’da ve 8. sınıf öğrencilerine ise 5 Haziran’da yapılacak.
İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin katıldığı Parasız Yatılılık ve
Bursluluk Sınavı PYBS) ise 2 Mayıs 2010’da gerçekleştirilecek.
AÇIK İLKÖĞRETİM VE SÜRÜCÜ ADAYLARI
MEB ayrıca, Açık İlköğretim, Açık Lise ve motorlu taşıt sürücü adaylarının sınavlarını da
belirledi.Sınavlar ve yapılacağı tarihler şöyle:
-Açık İlköğretim Okulu 1. Dönem Sınavı: 14 Kasım 2009
-Açık Öğretim Lisesi 1. Dönem Sonu Sınavı: 16-17 Ocak 2010
-Mesleki Açık Öğretim Lisesi 1. Dönem Sonu Sınavı : 16-17 Ocak 2010
-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/1): 13 Şubat 2010
-Açık İlköğretim Okulu 2. Dönem Sınavı: 13 Mart 2010
-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/2) : 17 Nisan 2010
-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (5. sınıf ile 9, 10 ve 11. sınıflar): 2 Mayıs 2010
-Açık Öğretim Lisesi 2. Dönem Sınavı: 15-16 Mayıs 2010
-Mesleki Açıköğretim Lisesi 2. Dönem Sonu Sınavı : 15-16 Mayıs 2010
-Seviye Belirleme Sınavı (8. sınıf) : 5 Haziran 2010
-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (8. sınıf) : 5 Haziran 2010 -Seviye Belirleme Sınavı (7. sınıf)
: 6 Haziran 2010
-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (7. sınıf) : 6 Haziran 2010 -Seviye Belirleme Sınavı (6. sınıf)
: 12 Haziran 2010
-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (6. sınıf) : 12 Haziran 2010
-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/3): 3 Temmuz 2010
-Açık İlköğretim Okulu 3. Dönem Sınavı : 17 Temmuz 2010
-Açıköğretim Lisesi 3. Dönem Sonu Sınavı : 7-8 Ağustos 2010
-Mesleki Açıköğretim Lisesi 3. Dönem Sonu Sınavı : 7-8 Ağustos 2010
-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/4): 21 Ağustos 2010
-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/5): 23 Ekim 2010
-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/6): 18 Aralık 2010

Eğitim Sen: Öğretmenler Günü´nün anlamı kalmadı

Yazan: admin 24 Kasım 2009 Salı  
Kategori: Eğitim Öğretim

Eğitim-Sen, bugüne kadar hiçbir öğretmenler gününde, öğretmenlerin gerçek sorunlarının tartışılmadığını belirterek, yılın belli dönemlerinde “öğretmenliğin kutsallığından”, “onurlu bir meslek olduğundan” söz edilmesinin anlamını yitirdiğini söyledi.
Eğitim-Sen´den 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin sadece yılda bir gün hatırlanmasının değil, yaşadıkları ekonomik, sosyal sorunlara kalıcı çözümler üretilmesinin beklendiğini söyledi.
Açıklamada öğretmenler günüyle ilgili şu ifadeler yer aldı:
“Bugün açık olarak görülmektedir ki, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin haklarını savunmak, aynı zamanda nitelikli, kamusal eğitim hakkını savunmak anlamına gelmektedir. Bugün, bizim için sadece öğretmenlerin değil, kötü ve sağlıksız koşullarda çalışan, hakları gasp edilen, sürgünlere ve soruşturmalara maruz kalan, güvencesiz istihdam edilen, ataması yapılmayan bütün meslektaşlarımızın, milyonlarca çocuk ve gencimizin, onların ailelerinin taleplerini seslendirme ve haklarımıza bir kez daha sahip çıkma günüdür. Bugün bizim için sadece ´kutlanan´ değil, nitelikli öğretmen olmadan nitelikli eğitimin olmayacağı gerçeğinin yüksek sesle dillendirildiği bir gündür.”

Türkmenistanlı Ressamlar Edirne’de Sergi Açacak

Yazan: admin 24 Kasım 2009 Salı  
Kategori: Kültür Sanat

Edirne, Türkmenistanlı Ressamları Ağırlayacak. Geçtiğimiz Mayıs Ayında Edirne’ye Gelen Türkmen Ressamlarından Allamurad Muhammedov, Ogulgeldi Mammedova, Çarı Amangeldiyev, ve Annadurdy Mıradaliyev Şehrin Tarihi Zenginliklerini Tuvallerine Yansıttı.
Edirne, Türkmenistanlı ressamları ağırlayacak. Geçtiğimiz mayıs ayında Edirne’ye gelen Türkmen ressamlarından Allamurad Muhammedov, Ogulgeldi Mammedova, Çarı Amangeldiyev, ve Annadurdy Mıradaliyev şehrin tarihi zenginliklerini tuvallerine yansıttı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü, Edirne Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Aşkabat Büyükelçiliği Kültür Müşavirliği’nin işbirliği çerçevesinde şehre gelen konuk ressamlar modern ve klasik tarzda 50 civarında tablo yaptı. Tablolar ilk önce 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Türkiye’nin Aşkabat Büyükelçiliği’nde sergilendi. Türkmen ressamların ikinci sergisi 24-26 Kasım 2009 tarihleri arasında Edirne’nin tarihi mekânlarından biri olan Devecihan Kültür Merkezi’nde açılacak. Üç gün boyunca 09.00 ile 18.00 saatleri arasında açık olacak sergi vatandaşlar tarafından ücretsiz olarak gezilebilecek.

Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü İrfan Özcan, ikinci kez önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Türkmen ressamların bu yıl içerisinde Edirne’ye gelerek şehrin zenginliklerini resimlerine yansıttığını belirten Özcan, 25 Kasım Edirne’nin kurtuluş günü nedeniyle ressamları sergi açmaları için davet ettiklerini kaydetti. Özcan, “Bu ressamlar burada Edirne resimlerini Edirnelilere takdim edecek. Bu arada resimler Kültür Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü tarafından bir katalog haline getirildi. Bu projenin temel amacı Türk dünyası arasında ortak bir kültürel çalışma yapmaktı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu ikinci çalışmamız. Geçen yıl 21 ressamın bir araya geldiği ressamlar buluşmasını yaptık. Orta Asya Türk dünyası ile Balkanlar’daki Türk dünyası ressamlarını bir araya getirdik. 15 gün boyunca resimlerini sergilediler. Kültür ve Turizm Bakanı buraya gelerek sergiye katıldı.” dedi.

Amaçlarının Edirne’yi sadece Türkiye’de değil, dünyada da tanıtmak olduğunu ifade eden Özcan, “Edirne Valiliği, Edirne’yi sadece Türkiye’ye tanıtmak değil, Meriç dışındaki ülkelere de tanıtmak için çalışma yapıyor. Bu kapsamda Kosova’da çalışma yaptık. Geçen yıl ressamlar buluşmasında yapılan çalışmalar Kosova’da sergilendi. Çok güzel oldu. Burada yapılan resimler ise Türkmenistan’da sergilendi.” diye konuştu.

Sonraki sayfa »